Dijital dizi ve film platformu rüzgarı Türkiye’yi de sardı

İnternet televizyonları dönemi

Netflix ile başlayan dijital dizi ve film platformu rüzgarı Türkiye’yi de sardı. Bu yeni akım, televizyon izleme alışkanlıklarımızı kökten değiştirirken, reklamvereni endişe sarmış durumda…

BUGÜNLERDE herkes onu izliyor; tüm sohbetlerin merkezinde aynı konu var: “Masum”. Üç saat süren durağan dizilerden, birbirinin kopyası senaryolardan, bitmeyen reklamlardan, milyonuncu kez tekrarı verilen filmlerden bıkanların imdadına hızır gibi yetişti. Böyle abartılı övgülere bakıp, bir zamanların “Dallas”ı veya “Kurtlar Vadisi” başladı yanılgısına düşmeyin sakın; bütün ilgiyi üzerine çeken dizi sadece sekiz bölümden oluşuyor.

İşin aslı, bir dizi olarak kendisinden çok, televizyon izleme alışkanlığımızda işaret ettiği dönüşüm nedeniyle gündeme oturmuş durumda. Uzun zamandır yukarıda sıraladığımız sebepler başta olmak üzere, onlarca farklı nedenden dolayı izleyici kaybeden televizyon yayıncılığı için kesinlikle yeni bir dönem başlamış durumda.

Perde arkasında ise başını dünyanın şimdilik en büyük online seç-izle platformu Netflix’in çektiği internet televizyonları rol oynuyor. Bu platformlar, sevilen dizi ve filmleri istediğimiz zaman izleme rahatlığı sunmanın dışında asıl devrimi orijinal üretimleriyle yapıyor. Dünyaca ünlü yıldızların adeta şov yaptığı bu yeni nesil internet dizileri, ezber bozan senaryolarıyla ve şimdilik sansürsüz çekimleriyle birlikte haliyle fırtınalar koparıyor.

EZBER BOZAN SENARYOLAR

Dahası, bu yeni dönüşümle birlikte televizyon izleme alışkanlıklarımızın köklü bir biçimde değişiyor olması. Mesela yine son zamanların en çok ses getiren yapımlarından House of Cards’ı dileyenler telefonlarından bile izleyebiliyor. Bir sonraki bölüm için bir hafta beklemeye de gerek yok; ilk sezonun tüm bölümleri ilk günden piyasaya sürüldüğü için izleyiciler eğer isterse hiç uyumadan belki üç günde tüm sezona vakıf olabiliyor.

İşin başrolünde Netflix olsa da, rakipler de birbiri ardına yayma başladı bile. Amazon, MUBI ve Hulu ilk akla gelen örnekler… ABD ve Avrupa’da son iki yıldır büyük bir ivme ile yükselen bu trend Türkiye’de de konuşuluyor. Daha şimdiden Blu Tv ve Puhu Tv ile nur topu gibi iki yerli platformumuz ve online yerli dizilerimiz oldu. Yerli ve yabancı fark etmeksizin bu yeni kanalların kullanıcı sayıları katlanarak artıyor. Trend henüz yeni olduğundan net bir rakam vermek mümkün değil; ama Netflix’in şu an dünyada 100 milyonu aşkın kullanıcıya ulaştığı biliniyor.

DOĞAL REKLAMLAR ÖNE ÇIKACAK

Elbette dönüşüm sadece dizi ve film sektörüyle izleyicileri etkilemekle kalmıyor. Bugüne kadar en büyük bütçesini televizyona ayıran reklamverenler için de bu değişim, yeni stratejiler oluşturmak gerekliliğinin habercisi. Üstelik görünen o ki dizi ve film senaryoları gibi onlar da ezber bozan aksiyon ve taktiklerin peşine düşmek zorunda. Çünkü dijitalde yayın yapan bu platformlar kullanıcılardan belli bir ücret aldıkları için, reklama da eski tabir ile “zaplamaya” da yer yok. Çevrimiçi reklamlar olmadan bir televizyon dizisi veya film izlemenin ne kadar harika olduğunu keşfeden izleyici ise, daha şimdiden bayıla bayıla aylık ücretini ödemeye başlamışken, reklamveren de bu yeni döneme nasıl ayak uyduracağının yollarını keşfe çıkmış durumda.

Tahminler, “doğal reklam” olarak adlandırılan pazarlama yönteminin artık daha sık kullanılacağı yönünde. Firmalar ve markalar dizi ve filmlerin senaryosuna girecek ve tüketicisiyle bu şekilde buluşacak. Henüz yeterli denetim ve sansürün de bulunmadığı bu yapımlarda özellikle ürün yerleştirmeye daha çok rastlayacağımız düşünülüyor. Elbette bu ilk akla gelen şey… Parlak fikirli reklamverenlerin bu yeni dönem için çok daha yaratıcı çözümler bulacağından şüphemiz yok. Bakalım, izleyip göreceğiz.

Pazarlamada “moda” rüzgarı

İSTANBUL bu hafta modaya doydu. Yılda iki defa düzenlenen ve en önemli uluslararası moda etkinlikleri arasında yerini alan “Mercedes-Benz Fashion Week İstanbul”, 20-24 Mart tarihleri arasında İstiklal Caddesi’nde, Grand Pera’da gerçekleşti. Özlem Süer, Mehtap Elaidi, Tuvana Büyükçınar, Niyazi Erdoğan ve Deniz Berdan gibi Türk tasarımcılara dev bir platform misyonu üstlenen etkinlik, sadece bu tasarımcıların değil, sponsor firmalardan İstanbul’un kendisine kadar uzanan geniş bir yelpazede önemli bir pazarlama aracına da dönmüş durumda…

Bu önemli platformun ana sponsoru olmanın Mercedes’in yaptığı en iyi işlerden biri olduğu kanısındayım. Dünyada zaten bunun farklı örneklerine rastlıyoruz; modayla hiç ilgisi olmayan sektörlerden markalar, modanın bu itici etkisi ve ilgisinden faydalanmak üzere başarılı sponsorluklar geliştiriyor. Bizde henüz Avrupa’ya kıyasla “büyümesi gereken bebek” konumunda olsa da, sponsor firmalar için Fashion Week marka görünürlüğünü artırmada eşsiz bir platform.

İşte bu yıl bu itici güçten ilham alan bir diğer firma da gayrimenkul sektöründen Büyükyalı oldu. Kazlıçeşme sahil yolunda yükselen Büyükyalı, gayrimenkul alanında rastlanmayan bir uygulamayı hayata geçirerek, moda sektörünün kalbinin attığı Mercedes-Benz Fashion Week İstanbul’da, örnek dairelerinden bir kesiti moda tutkunlarıyla buluşturdu. Hatta etkinlikte katılımcılar, Büyükyalı’nm projesindeki örnek daireleri sanal gerçeklik gözlüğü yardımıyla gezme fırsatı bile buldu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*